Lost Bilgisayarı ismindeki video serisini yapanlar, bu kez Fringe dizisinin isminden ve hafif de konusundan esinlenerek Prinç’i çıkarmışlar. Kendileri tam olarak şöyle diyorlar:
Fringe, X-Files, Alias, CSI, Supernatural gibi dizileri alın. Halka, Testere gibi gerilim filmleriyle birleştirin. Her bölüm ayrı bir hikayenin araştırılıp çözüldüğü ajan dizisi klişelerini de üzerine ekleyin. Ve tüm bu araştırmaların bizim yöntemlerimizle çözüldüğünü hayal edin. İşte Prinç bunun gibi bir şey.
Inception’ın hikayesini benim gibi tam anlamamışlar için bir anlatım yapayım dedim
Bir grup rüyalara girip fikir çalma tecrübesi ve alet-zerzevatına sahip insan var. Bu fikir çalma olayı ise, fikri, kaçırdıkları kişiyi dahi haberdar etmeden bilinç altından rüya yoluyla alıyor olmalarıyla alakalı. Yani karşısındakini tehditle konuşturmaya çalışmaktan daha “mantıklı” bir olay. Bu seferinde ise daha büyük bir iş alıyorlar. Bu iş ise “fikir aşılama”. Yani kendileri üç katmanlı bir rüya yaratıp, kurbana bir fikri kabul ettirmeliler. Fakat işler, beklendiği gibi gitmiyor. Adamı, kendilerinin yarattığı bu rüyada konuşturmaya çalışıyorlar. Neden? Çünkü adam, daha önceden bilinçaltını koruma altına almış. Böyle bir fikir çalma olayı gerçekleşirse de bu kurbanın adamları bu fikir hırsızlarını bulmak için rüyaya dahil oluyorlarmış. Bu yüzden bu rüyadan çıkmaları gerekiyor. Ama bu sefer çok güçlü bir yatıştırıcı alarak bir rüyaya girdiklerinden dolayı öldüklerinde bu yatıştırıcının etkisi geçene kadar üç katman arasındaki araflarda kendi saf ve sınırsız bilinçaltını yaşayarak kalacaklar. Ama kaçmak için bir dürtme yaratıyorlar sonunda. Diğer katmana geçmeyi başarıyorlar. Bu da Ariadne (Ellen Page) oluyor. Orada karısıyla konuşan ana karakterimiz Cobb (Leonardo DiCaprio), ilk defa ona fikir aşılama yaptığını ve bu şekilde fikir aşılamanın mümkün olduğunu gördüğünü söylüyor. Aşılanan fikir ise yaşadığı dünyanın gerçek olmadığına inandırmak. Gerçek dünyaya döndüklerinde de karısı hala buna inanarak intihar etmiş. Karısı ise adamı, o katmanda kalarak beraber yaşayabileceklerine ikna etmeye çalışıyor konuşularken. Ama adam sonunda gerçek dünyaya dönüyor ve iki kızıyla yaşamaya devam ediyor. And the end!
Bir de filmin olay örgüsünü anlamak için bir infografi yaparak Co.Design isimli sitedeki yarışmayı kazanan Rick Slusher var. Eskizleriyle beraber şuradan görebilirsiniz.
21 Ağustos 2010 Cumartesi günü, Vizyonumdakiler kategorisinde Yalçın'dan başkası yayımlamadı.
Zoom.it, Microsoft Live Labs‘in Ekim 2009‘da yayımlandığı bir projeydi. Zoom.it, yüksek çözünürlüklü fotoğraflar veya grafik medyaları bulmak için bir alan.
Sitelerin ekran görüntüsünü de alabilen servis, herhangi bir görseli de kendi teknolojisi olan Silverlight‘la yüksek çözünürlüğe getireceğini iddia ediyor.
Site ekran görüntüleri, Internet Explorer tarayıcısının en yüksek sürümüne göre alınıyor sanırım. Ayrıca yazı tipine, ClearType uygulanıyor.
Zoom.it’i yaparken kullanılan teknoloji, Microsoft’un 2006′da bünyesine kattığı Seadragon idi. Ama kendilerinin geliştirdiği Silverlight’la sunuldu servis.
Daha önce de Live Labs’in buna benzer, görselleri konu alan projeleri olmuştu. Pivot ve resimleri 3D medya haline getiren Photosynth gibi.
7 Ağustos 2010 Cumartesi günü, İnternet kategorisinde Yalçın'dan başkası yayımlamadı.
Windows 7‘de galeri görünümlü dosya dizilimi seçildiğinde, resimlerin küçük halleri yerine belli bir manzara resmi gösteriliyor. Bunu aşmak için şu yolu izleyin:
Klasör seçenekleri (Folder options) > Görünüm (View) > Her zaman ikonlar göster, thumbnail değil (Always show icons, never thumbnails)
27 Temmuz 2010 Salı günü, Nasıl yapılır? kategorisinde Yalçın'dan başkası yayımlamadı.
Bu video; Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı için yapılmış, sokakta duran “özgürlük” diyen afişlere dahi siniri bozulanları yüzlerini gizleyerek gösteriyorlar. Maalesef bunların ve şiddet uygulayanların hepsi erkek.
R10′a 14 Temmuz 2010 gece 2′den sonra girenler admindi. Aslında yarı moderatör, yarı administratörlük.
Banlama yetkisi vardı ve bu olaydan sonra yazdığım mesajda administrator yazıyordu. Ama önceki mesajlar ile profilde normal silver rütbesi vardı. Ayrıca panelde de mod yetkileri. Bir de alt satırda “admin” ve “mod” yazan linkler kullanıcı adı ve parola soran bir vbulletin sayfasına götürüyordu. Bir kombinasyon dahi denemedim.
Ne yaptım? Sadece Gold üyelerin forumuna girip birkaç dofollow siteye bakmaya çabaladım. Ama sonra bir klasik olarak; database hatası. R10′un database hataları da olmasa, kimse onları kurtarmayacaktı vallahi.
İşte “capsler”:
Siz bana lamer zamanlarımda denk gelecektiniz ki pis hava yapardım. -Dış ses: Nasıl bir lamer’sın la sen.
Ekleme 1: Radmin, herkesin parolasını değiştirmesiniistiyor.
Ekleme 2: Bir de ben kaçırmışım, daha öncesinde hackleyenler bir uyarı yazmışlar:
Forum şu andan itibaren hacklenmiştir. Ben aslında r10.net i seven bir üyeyim. Eskiden çok sevdiğim bu site zaman geçtikçe yozlaşmaya yöneticilerin şeyinin keyfine göre yönlenmeye basladı. Artık yönetici tanıdığı olanın işi yürüyor. Olmayan adamın ise konuşmaya bile hakkı yok. Yöneticiler ilgisiz. Forum kargaşa içinde. Bu işi yapamıyorsanız yapmayın gitsin arkadaşım. Niye hackledik ? Yöneticiler bir otursun düşünsün acaba ne oldu diye. Neden bu duruma geldik diye. Önce normal bir sitesindir. Sonra büyürsün senle birlikte taleplerde büyür. Sonra bir güç olur vurduğu yeri yakar. İşte meziyet onu kontrol edebilmekte. Onu edemiyorsan birileri kontrol eder. Güç bende diye sevinmemek lazım. Art niyetli bir insan değilim bu seferlik zarar vermiyorum ama forumdaki değişimi görmezsem r10 u kökten bitiririm. İstediğimiz sadece adam gibi bir forum ve kendi çıkarlarını gözetmeyen yöneticiler.. Saygılarımla R10 u seven bir dost
14 Temmuz 2010 Çarşamba günü, Eğlenceİnternet kategorisinde Yalçın'dan başkası yayımlamadı.
Twitter, Promoted Tweets adlı reklam sistemini Nisan ayında yayına koymuştu. Bu sistemde; reklamlar, tweet aramalarında en üstte çıkarak tanıtılıyordu. Earlybird isimli reklam sistemi ise bir twitter hesabı. Şimdiden onbinlerce takipçiye sahip. Reklam vermek ise bu hesaba tweet yazdırmak oluyor.
Bunlar da demek oluyor ki twitter’a reklam verirseniz; kullanıcı sadece onu görmüyor, kolayca paylaşabiliyor da.
Sosyal medya uzmanı ismindeki yepisyeni meslek grubuna mensup insanlar da büyük paralar alacak gibi görünüyor bu işten. Zira burada bir reklam için 140 karakterlik bir metinden fazlası yok ve bu metni yazmayı da her markanın bütçesi yemez.
10 Temmuz 2010 Cumartesi günü, İnternet kategorisinde Yalçın'dan başkası yayımlamadı.
Çok tutulan ama bir o kadar sahte olan korku-gerilim filmlerinden Paranormal Activity‘nin ikincisi 22 Ekim 2010‘da Amerika’da vizyona giriyor. İşte trailer: Devamı »
1 Temmuz 2010 Perşembe günü, Eğlence kategorisinde Yalçın'dan başkası yayımlamadı.
Vaaaov!!! (Evet, burada !!!11!!1bir!!! şakası yok.)
The Man from Earth filmi, yaşanmışlıklarla alakalı bir film. Bu yaşanmışlıkların arasında da; dinler, çağlar gibi konular yer alıyor. Ama akademik değil, bilakis eğlenceli.
Film, gerçekçi bir bilim kurgu. Yani ben, bir tane tanrı olduğuna inanan ama tanrının olup olmadığıyla dalga geçmeyi seven biri olarak, filmdeki dinle ilgili hikayeyi de sevdim.
Senaryosu, Star Trek senaristi olan usta Jerome Bixby‘ye ait. Yönetmen, Richard Schenkman. IMDB puanı, 8.1/10.
28 Haziran 2010 Pazartesi günü, Vizyonumdakiler kategorisinde Yalçın'dan başkası yayımlamadı.
Youtube, tüm videolarına birçok kişinin rahatsız olduğu Güney Afrika Zurnası Vuvuzela‘nın sesini koydu. Oynatıcı üzerindeki futbol topu simgesine tıklayarak videoya eklenebilir durumda, bu şahane ses.
Youtube’a giremeyenlerimiz için gelsin bu ekran görüntüsü:
25 Haziran 2010 Cuma günü, İnternet kategorisinde Yalçın'dan başkası yayımlamadı.